Pazartesi, 31 Ağustos 2009 00:33 tarihinde güncellendi Yazar beko Pazartesi, 31 Ağustos 2009 00:21
DNA’nın aynı tür içerisinde de varyasyonlar göstermesi ve bu varyasyonların moleküler tekniklerle tespit edilebilmesi, bu tekniklerin adli amaçlı kimliklendirme ve babalık tayininde kullanımını olanaklı kılmıştır. İnsan DNA zincirinin yaklaşık üç milyar bazdan oluştuğu ve bu zinciri oluşturan bazların bireyler arasında ortalama her bin bazda bir farklılık gösterdiği bilinmektedir. Mutasyonlar nedeni ile oluşan DNA zincirleri arasındaki bu baz farklılıkları bireyler arasındaki polimorfizmin sebebidir DNA polimorfizmi sekans ve uzunluk polimorfizmi olmak üzere iki ana başlık altında sınıflandırılabilir.
1. Dizi (Sekans) polimorfizmi
İlk bulunan polimorfizmlerdir. DNA molekülünü oluşturan baz dizisindeki insersiyon, delesyon veya yer değişikliği (substisyon) sonucu oluşurlar. HLA geninin aşırı değişken bölgeleri ve mitokondrial DNA’nın D-loop bölgesi sekans polimorfizmi gösteren ve adli amaçlı kimliklendirmede sıklıkla kullanılan bölgelerdir(14,15). İnsanda 6.kromozomun kısa kolu üzerinde bulunan HLA-DQA1 lokusu son yıllara kadar gerek nesep davalarında gerekse adli amaçlı kimliklendirmede sıklıkla kullanılmıştır. Mt DNA dizilemesi sureti ile kimliklendirme ise özel koşulların varlığında kullanılan ve DNA dizi polimorfizmine dayalı bir diğer yöntemdir. Özellikle maternal kalıtımın gösterilmesi gereken durumlar ile çekirdek DNA’sının degrade olduğu durumlarda yararlı olmaktadır. Son yıllarda adli bilimler alanında kullanım alanı bulan bir diğer sekans polimorfizmine dayalı analiz yöntemiyse SNP (Single Nucleotid Polymorphism) analizi olarak adlandırılan tek nükleotid polimorfizmleridir.
2. Uzunluk polimorfizmi
İnsan genomunda belirli baz dizilerinden oluşan çekirdek ünitenin birbiri ardı sıra değişik sayıda tekrarından oluşan DNA fragmanları bulunmaktadır. Ardışık olarak tekrar eden bu dizilerin tekrar sayıları toplumu oluşturan bireyler arasında farklılıklar gösterdiği için bu polimorfizmlerden adli amaçlı kimliklendirmede yararlanılmaktadır. Bireyler arasındaki tekrar sayısı değişikliği bu spesifik fragmanın uzunluğunun değişik olmasına yol açmaktadır. Uzunluk farkı gösteren bu DNA bölgeleri VNTR’lar (Variable Number of Tandem Repeats) olarak adlandırılmaktadır. VNTR’lar nükleotid veya nükleotidlerin delesyon, insersiyon ve/veya eşit olmayan krosing-over’ı sonucu oluşabilmektedir. Mendel yasalarına göre kalıtılırlar. Yüksek ayırt etme gücüne sahiptirler. Adli Amaçlı DNA Veri Tabanı Gerek adli genetik incelemelerin günümüzde ulaştığı yaygınlık ve güvenilirlik gerekse kurulan DNA veri tabanlarının suçluya ulaşmadaki maharetinin ve caydırıcılığının görülmesi nedeni ile dünya genelinde artık DNA veri tabanlarının kurulmasının gerekli olup olmadığı değil, hangi sınırlamalar ve kurallar bütününe tabi olması gerektiği, kapsamı gibi daha spesifik konular tartışılmaktadır.
DNA Veri Tabanlarının Faydaları
1.Caydırıcılık,
- Suçluların kişisel DNA bilgilerinin veri tabanında bulunduğunu ve herhangi bir suç işlediği taktirde yakalanma ihtimalinin yüksek olduğunu bilmesi suçtan uzak durmaları sonucunu doğurmaktadır.
- Şiddet içerikli suçların mükerrer suçlar olduğu ve failin yakalanmadan önce ortalama altı ya da daha fazla suç işlediği saptanmıştır. Oysa DNA veri tabanları sayesinde bu kişiler çok önceleri yakalanabilmekte ve olası şiddet eylemleri engellenmektedir.
2. Faili meçhul olaylarda azalma,
3. Olayların daha kolay ve kısa sürede çözülmesi,
4. Toplumun güvenlik güçlerine ve yasalara olan inancında artma,
5. Güvenlik birimlerinin zaman ve parasal tasarrufunda artma,
6. Suç isnadı iddialarında belirgin azalma,
7. Hırsızlık gibi suçların daha ağır suçlar için başlangıç oluşturduğu bilinmektedir. Bu bireyleri kayıt altına alarak olası suçların önüne geçilebilecektir.
DNA verilerinin değerlendirilebilmesi ve istatistiksel hesaplamaların anlaşılabilmesi için bazı temel genetik kavramların bilinmesi gerekir. Bir adli olayda gerek mağdur/e’den gerekse olay yerinden elde edilen biyolojik materyalin DNA tipleme sonucu şüphelilerinki ile uygunluk göstermiyor ise bu bulgu, o kişilerin olayla ilgili olmadıklarını gösterir ve DIŞLAMA olarak adlandırılır. İnceleme konusu biyolojik materyalin şüpheli üzerinde tespit edilmesi ve bu materyalin DNA tipleme sonucunun mağdur/e ile uygunluk göstermemesi de aynı sonucu doğurur. Oysa inceleme konusu biyolojik materyalin DNA tipleme sonucu şüpheliden elde edilen DNA profili ile uygunluk gösteriyor ise iki olasılık söz konusudur:
- İnceleme konusu biyolojik materyal şüpheliye aittir.
- İnceleme konusu biyolojik materyal şüpheli ile aynı DNA profiline sahip herhangi bir başka şahsa aittir.
Bu durumda şüpheli kişinin inceleme konusu biyolojik materyalin sahibi olması ihtimalinin herhangi bir şahsa göre ne kadar fazla ihtimal dahilinde olduğunu söylemek ya da aynı profile sahip iki kişinin söz konusu toplumda rastlanma sıklığını söylemek gereklidir. Bu ihtimalin hesaplanabilmesi için toplumun söz konusu lokuslar için alel frekanslarının bilinmesine ihtiyaç vardır. Burada hesaplamaya esas alınacak alel frekanslarının olayın faili olması muhtemel şahsı temsil edecek en yakın alel frekansları olması gerekir. Örneğin, bir ırza geçme olgusunun şüphelisi zenci ise bu olgunun ihtimal hesaplamalarında beyaz populasyonu ya da uzak doğu populasyonunu temsil eden alel frekansları kullanılmamalıdır. Mümkünse olayın geçtiği ülkenin hatta o ülkenin subpopülasyonlarının sonuçlarının kullanılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Prof. Dr. Uğur ÖZBEK
İ.Ü. Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Çapa İstanbul
| < Önceki | Sonraki > |
|---|











